Karşındakini Gördüğündür Rengin
İnsanoğlu çocukluğundan itibaren, sorgulamaya, merak etmeye, etrafındakileri ve dünyayı algılamaya, tanımaya başlar. Bu süreçte, kurulan düzen içerisinde yavaş yavaş yontulmaya, toplumun istediği gibi şekillenmeye başlar. Sonraki dönemlerde, bu sorgulama dürtüsü giderek gelişir ve varoluşunu, hayat amacını sorgular insan. Eğer tatmin edici cevaplar bulamazsa, bu merak etme duygusu da zamanla körelerek, günümüz toplum dünyasına adapte olmuş, düzenin içinde kendi benliğini kaybetmiş bireylere dönüşür yavaş yavaş.
Yürüdüğümüz yolda ayağımız bir taşa takılmıştır, adeta düşmüşüzdür. Acılarımız vardır ve aslında bu acılarımızın dinmesini, ayağa kalkmamızı, kendi benliğimizi bulmamızı sağlayacak en önemli şeyi fark edemeyiz. Bu şey sevginin ta kendisidir.
İnsanoğlu her zaman sevgiyi taşır yüreğinde. Bunun üzerine kuruludur her şey. Sadece biz küçük dünyamıza kendimizce devleştiren gözlerimizden baktığımız için görmeyiz, küçümseriz sevginin bu denli önemini.
Hepimiz hayatımızda sevgiyi arıyoruz ve değerli hissetmek istiyoruz. Lakin sevginin sembollerle, kimliklerle ispatlanamayacağını unutuyoruz. Var olduğumuz kimliğin oluşmasını sağlayan şey bizim çevremizdir. Belki de bir sokak arkada doğsanız bambaşka kimliğe sahip bir insan olacaktınız.
Şunu unutmayın. Şu an bu yazıyı okuyan siz, ben olabilirdiniz. Ya da burada kendi hikayelerini Bülent Bey ile paylaşmış, onu tanımış insanlardan bir,i ya da yoldan geçerken yüzüne bile dikkat etmediğiniz herhangi biri. Din, dil, ırk, zengin, fakir, güzel, çirkin, müdür, işçi, doktor, öğretmen… Hepsi birer etikettir. Hepimiz birer kimliğe sahibiz ve kendi kimliğimizi bu dünyaya kabul ettirme, ispatlama çabasındayız .
Ancak insanların gözlerine bakmaya başladığınızda bir şey fark edersiniz. Hiçbir kimliğe sığınmasına gerek yoktur insanın. Gözlerine baktığınızda, kimliklerin ardındakini görmeye, değerli olanı bulmaya başlarsınız.
Ben 1994 senesinin sıcak bir Ağustosunda, yoksul bir semtte, duvar ustası bir babanın ve bir ev hanımının üçüncü kızı olarak dünyaya geldim. Dört kız kardeşiz. Ben Bülent Bey ‘i 14 yaşımda, o zamanlar onu sadece ablama üniversite eğitimini tamamlayabilmesi için elinden tutan bir insan olarak tanıdım.
Onu ilk gördüğümde hayatıma bu denli etki edeceğini , ailemizin bir üyesi olabileceğini, ondan bir çok ders öğreneceğimi hayal bile edemezdim .Bülent Bey, kimliklerin ötesindekini görmeyi bilen, insanların gözlerine bakabilen, onlara dokunabilen, ondan çok önemli dersler aldığım, en değerli hayat öğretmenim..
Yazılara sığamayacak kadar güzel şeyler biriktirdim onun sayesinde. Bunları kağıtlara dökmek, yaşattığı onca güzel şeyi anlatamaya çalışmak, yaşadıklarıma haksızlık olur. Sadece o ince ruhunu, insana ne denli değer verilebileceğini, ondan öğrendiğim ilk hayat dersimi kısaca paylaşmak isterim.
Bulunduğum semtte iyi bir eğitim alamadım. İnsanların evladını göndermekte pek de tercih konusu olamayacak bir lisede eğitim aldım. Bülent Bey’i çocukluğumdan tanıyordum. Belki de en büyük şansım, onu bu yaşlarımda tanımak ve hayatıma dokunabilmiş olması oldu.
Henüz 11. sınıftayken Gaziantep’te gidebileceğim en iyi dershaneye yazdırdı beni. Eksiklerimi kapatabilmem için, diğer yaşıtlarımdan çok daha fazla çalışmam gerekiyordu.Yanımda ailemin ve Bülent Bey’in varlığıyla elimden gelenin en iyisini yapabilmek için çabaladım. Gece saat on olana kadar dershanede kalmam gerekiyordu. Buna asla gücenmedim, hep çabaladım, ama gece eve dönüş yolu beni sürekli ürkütüyordu. Dedim ya, ücra bir semt diye. Öyle ki, saat akşam dokuzdan sonra dışarıda insan göremezsiniz. Hele de bir kız çocuğu için kış vakti, ışıkların bile yanmadığı karanlık dar sokaklardan geçmenin zorluğunu sanırım anlayabilirsiniz. İnsanın ruhunu besleyen belki de en güzel şey, ince düşünceler, küçük dokunuşlardır. Bülent Bey, ben dile getirmeden çektiğim zorluğu anlamanın ötesinde, benim dershane hayatımdaki bu sorunumu hissetmiş. Belki de beni ve dershanemi düşündüğünde, eve dönerken başıma bir şey gelebileceğini düşünüp uykuları kaçmıştır. Çünkü o, öyle bir insandır. Kolay mı, birine yardımcı olayım derken, onu tehlikenin ortasında bırakmak. Benim bu durumumu, ancak etraflıca düşünebilen, derinlemesine değerlendirebilen, daha önemlisi beni ve tüm insanları tüm benliğiyle sevebilen, yani o düşünebilirdi . Bu sorunum aklına gelir gelmez, onu da çözmüştü. Her gün, aynı taksi bütün kış, dershanemden evime bıraktı beni.
Bunlar yaşanmamış olsa, belki de İzmir’e hiç gidemeyecek, Ege Üniversitesi’nde okuyamayacak İngilizce iktisat okumayı bırakın, yabancı dile yabancı bir insan olacak, geçirebileceğim en güzel üniversite yıllarımı yaşayamayacaktım. Şimdi güzel bir ortalamayla mezun oldum. Sınavlara hazırlanıyorum ve güzel şeyler başaracağıma inanıyorum.
Hem maddi, hem manevi, yanımdan desteğini hiç bir zaman esirgemeyen, onu ve ailemi gururlandırmak için elimden gelenin en iyisini yapmak için hala çabalıyorum. Şu an 25 yaşındayım ve 11 yıldır varlığını, her yaşımda her zaman hissediyorum. Sadece ablama ve bana değil, ailemi ailesi gibi görüp sahiplenişi, acılarımıza sevinçlerimize ortak oluşu, samimiyeti, güler yüzü, güzel yüreğinin varlığını hep yanımda hissettim,
Bana sevginin ne denli yüce olduğunu öğreten de yine o oldu.
Bir insanı karşılıksız, çıkarsız sevmenin, düştüğünde elini uzatmanın ne denli yüce bir duygu olduğunu ve bu dünyamızı ancak salt sevgiyle güzelleştirebileceğimizi öğrendim.
Her zaman bulunduğumuz dünyadan yakınırız. Kötülüklerden, acımasızlıklardan, bencilliklerden. Ama bu dünya, bizim dünyamız ve bunu sen, ben, biz değiştirebiliriz. Kendini küçümseme, dokunabileceğin hayatları hiç küçümseme. Ben Bülent Bey’in hayatında belki de hayatına dokunmuş olduğu, gözlerime baktığında değerli olanı görebildiği, onlarca kişiden biriyim. O ise, benim hayata bakış açımı değiştiren, karanlık yolumu aydınlatan ışığım oldu.
Şu an başını okşadığım, elini tuttuğum yardım ettiğim, her canda aklıma Bülent Bey geliyorsa, ben de bir canın hayatına onun benim hayatıma dokunduğu gibi dokunabilirim. Bir kelebeğin kanat çırpışı gibi büyür, bu dünyayı daha yaşanılabilir kılarız.
Kaşın gözün ne renk olursa olsun, karşındakini gördüğündür rengin. Dünya’nın tüm renklerine boyanmış bir adamın dokunduğu küçücük bir yürektim ben. Tıpkı onun gibi tüm renklere boyanabilmek için hayatım boyunca çabalayacağım.
Ayşe Bali







