Merhamet en yerinde müdahaledir.
Benim Bülent Beyle olan tanışma hikayem 2005 yılı civarında mali müşavirlik stajı yapmak ve çalışmak için bir iş yeri bulma gerekliliği sonucu doğdu …Yanlış hatırlamıyorsam kapıda karşılaşmıştık … Etrafına pozitif enerji veren, sevecen, sıcak kanlı tavırları olan bir insandı…Uzaktan bir aile dostumuz imiş …Ama tabi jenerasyon farkı dolayısıyla ve geçen zaman itibari ile kendisini tanımıyordum …
Kendi hakkımda bilgi vermem gerekirse ki durumun netleşmesi açısından bu şart …1999 yılında lisans eğitimimi tamamlamıştım …Hiçbir zaman başarısız bir öğrenci olmadım diyebilirim. Devlette, kariyer mesleği denebilecek iş sınavlarında 5-6 tane mülakattan elenmiştim …Ve mezuniyetimin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen herhangi bir işe girmeye vakıf olamamıştım ..Ayrıca bunun yanı sıra özel sektörde girdiğim gene 4-5 civarında işten de 3 gün ile 2 hafta arasında değişen sürelerde kovulmuştum …
Psikolojide bi deney vardır …Bir fareyi alırsınız bir kafese kapatırsınız Kafesin kenarlarında kafese monte edilmiş iki küçük kutu vardır…Fare kafeste dururken bu küçük kutucukların birinin içine peynir koyarsınız ama kutuya girmek için farenin yükseltilmiş bir panelin üzerine çıkıp oradan atlaması ve başını açılıp kapanan kapıya çarparak kutucuğun içine girmesi gerekir …Fare panelin üzerine çıkar oradan kutuya doğru zıplar başını açılıp kapanan kapıya çarpar ve kutuya girer .Ödül oradadır : peynir …Fare peyniri yer…Sonra deneyin devamında fare bir süre o tek kutucuğa zıplayarak ve başını açılır-kapanır kapıya çarparak beslenir…Sonra o beslendiği taraftaki kutunun kapısı kapatılır …Fare gelir panelin üzerinden zıplar kafasını çarpar ama kapı kapalı olduğu için panel ile kapı arasındaki boşluğa düşer …..Bunu defalarca yaptıktan sonra artık vazgeçer …Aynı şekilde diğer kutucuğun içine peynir konulur …Bu sefer diğer kutucuktan beslenmeye başlar …Sonra deney bu ya her iki kutucuğun kapıları kapatılır ..Fare durmadan her iki taraftaki panellerin üzerine çıkarak ,zıplayarak başını kapılara çarparak yere düşmektedir …Her seferinde ama her seferinde panelin üzerinden zıplar başını kapıya çarpar ve kapılar kapalı olduğu için yere düşer ….Bir süre sonra artık fare yorgunluktan ,başını çarpmanın,yere düşmenin verdiği travmadan ,her seferinde deneyip başarız olmaktan ve açlıktan ötürü denemekten vazgeçer …Kafesin ortalarında bir yerde başıyla kuyruğu bitişik şekilde ,yuvarlak bir şekilde bükülür …Önüne peynir bırakırsınız yemez …İğneyle yavaşça dürtseniz bile hareket etmez ,tepki vermez…Fare nevroza girmiştir …
Benimde durumum biraz bu örneğe benzemeye başlamıştı … Hani bir yarışma devam ederken, kaybettiğinin belli olup,bütün heyecanını kaybedip süreyi doldurmak için zaman geçiriyordum …
Bugüne kadar 100-120 milyar insanın öldüğü tahmin ediliyordu …Şu an dünyada yaşıyan 7 milyar insan vardı …Dünyada 1 milyon değişik böcek türü ….Gökte 100 milyon galaksi vardı …Galaksilerde milyarlarca yıldız ….Güneş sadece onlardan biri …Bizde güneşin verdiği ısı ve ışık enerjisini kullanarak biten,büyüyen otları ve o nebatatı yiyen hayvanlardan faydalanarak hayatını idame ettirmeye çalışan varlıklar …Böyle düşününce Kabul edilmiş önemsizliğini; kabul etmeye başladığın bir zamanda; hani motor çalışırken çok az miktarda bir yağ yakması ,herhangi bir üretim yapılırken %1-%3 arası ufak fireler verilmesi gibi insanlardan da herkes iş bulucak ya da evlenicek,çoluk çocuğa karişacak ya da uzun, güzel, başarılı, esenlik dolu,huzurlu bir ömür yaşıyacak diye birşey yoktur .
Hani herkes lisede,üniversitede belki kendisine hiç kullanılmamış,yıpranmamış bir hayat,kader,kariyer verileciğini sanır.Herkes güzel başlangıçlar yapacağını sanır ,sorunsuz rotalarda yolculuğunun devamını öngörür . Bilinçsizce herkes 100 üzerinden 95 alıcakmış gibi girer bu yaşam oyununa …Kariyerin ,geleceğin,(ikbal)gelecekteki işlerini yoluna koyma arzusu…İstatistiki olarak %3-5 oranında başına hoş şeyler gelmeme ihtimalini yadsır … İyi niyetli bir ihmalkarlıkla kötü olayların olma ihtimalleri sıfıra indirilirek görmezden gelinir bilinç düzeyinde …Böyle olmassa zaten insan hayatını sağlıklı idame ettiremez.
Bazen size; sadece arkanızda duran, tüm samimiyetinizle güvenebileceğiniz ve size değer veren ,sizi en temel insanlık değerleriyle yücelten, her canlı kadar,her insan kadar sizinde bir değerinizin olduğunun bilincinde ve bunu davranışlarıyla ,gülümsemesiyle size hissetiren bir insan gerekir.Elle tutulur bir karşılığı olmasa bile bu duygu size büyük bir güven ve emniyet duygusu verir.İşte Bülent Bey böyle bir insandır .İş hayatında çalışma koşullarının %90’ı bezdirme,yıldırma ,korkutma,cezalandırma gibi mekanizmalar üzerine kuruludur ..Halbuki insan birçok şeyi sevgi,vefa,hoşgörü gibi kavramlara dayanarak,sinesinde hoş bir tat kalarakta yapabilir …İşte onu diğer diğer amir ve idarecilerden ayıran en temel özellik budur … Özellikle 30’lu-40’lı yaşları geçmiş insanların daha fazla idrak edeceği şekilde hepimiz zamanla tarihe karışırken; bir çoğumuz hatıralarda kalacağımız için en önemlisi güzel hatırlanmak ve anılmak …Yoksa insanın beyninden ya da kalbinden geçince bir an önce savuşturulması, hatırlanmamış olmasını dilediğiniz,gördüğünüzde görmezlikten geldiğiniz bir insan olmak aslında en büyük ceza tabi vurdumduymaz olmıyan bir insana…Her şekilde tüm menfaatsizliğiyle arkamda duran,içine düştüğüm süreci atlatmamda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bu ali gönüllü,mütevazi insana içtenlikle teşekkür ederim.







