31
Ağu
2020

ÜSTADIM VE UNUTAMADIĞIM JESTİ

Hiç unutmam; 1992 yılının Ekim ayıydı. Eşim Ziraat Bankasında çalışıyordu, ben ise Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde Şube müdürü olarak görev yapmaktaydım. Kızımız Aybike 3 yaşına gelene kadar eşim ücretsiz izin alarak kızımıza bakmıştı. Ancak ücretsiz izin bitiminde eşim göreve başladığı için kızımızın evde bakımı zorlaşmış, kreş arayışına girmiştik.

O yıllarda kreş sayısı oldukça azdı ve Devlet kreşlerine ilgi çok fazlaydı. Öyle ki, Maliye ve Gümrük Bakanlığının üst kademe yöneticileri dahi çocuklarını, ancak araya hatrı sayılır kişileri koyarak Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünün (Maltepe’de bulunan) kreşine gönderebilmekteydi. O dönem hayli pahalı ve güvenlik bakımından eksik olan diğer kreşlerden ziyade biz de içimizde küçük bir umutla; Milli Piyango kreşine başvuru yapmıştık.

Başvurumuza yanıt alana kadarki süreçte henüz çok küçük olan kızımızı bir gün bir komşumuza, diğer gün bir başka komşumuza bırakıyorduk. Hepimiz için oldukça yıpratıcı bu sürenin sonunda da maalesef kreş başvurumuz olumsuz sonuçlanmıştı. Çaresizlik ve üzüntü içinde kızımı zoraki olarak bir başka komşumuza emanet edip Bakanlıktaki mesaiye geldiğim ertesi gün, Genel Müdür Yardımcımız Bülent Özatay bey beni yanına çağırdı.

Kendisiyle bir dosya hakkında görüşeceğimizi düşünerek odasına girdiğimde, önünde yığılı dosyaların arasından bana gülümseyip oturmamı rica etti. İmzalaması gereken dosyaları tamamladıktan sonra, bize içecek bir şeyler söyledi. Ben bir yandan hangi dosyalar hakkında konuşacağımızı, diğer yandan yarın kızımı hangi komşuya bırakacağımı düşünürken Bülent Bey kızım için kreş başvurusu yapıp yapmadığımı sordu. Başvuru yaptığımızı ancak olumsuz sonuçlandığını; eşimin çalıştığını ve Ankara’da hiç akrabamızın olmadığını dolayısıyla da çok zor bir durumda olduğumuzu ifade ettim.

Üstadım kısa bir süre düşündükten sonra, beni çok iyi anladığını; kendi çocuğuna kreş çıktığını ancak evde bakabileceklerini ve kendi hakkını bana devredebileceğini söyledi. O an duyduklarıma inanamamıştım. Kısa bir süre içinde Bülent üstadım gerekli girişimlerde bulunarak kendi çocuğunun kreş hakkını kızıma devretti ve çalışma hayatımda her daim yanımda olmanın yanı sıra bu zor anımda manevi olarak da yanımda olduğunu hissettirdi.

O gün odasından çıkıp kendi odama nasıl gittiğimi bir ben bir de Allah bilir. Eşimi arayıp müjdeyi verişimi de dün gibi hatırlarım. Tabii sonrası bir bayram havası, kreş için belge hazırlıkları ve kayıt aşamaları.. Artık kızımız kreşte emin ellerdeydi.

Aradan yıllar geçti, kızım Aybike büyüyüp üniversiteyi bitirdi.

Bülent Özatay üstadım ise Maliye Bakanlığından ayrılarak kendi işini kursa da zaman zaman Ankara’ya geldiğinde Bakanlığımıza ve eski meslektaşları olan bizlere uğramayı ihmal etmedi. Ben de Bülent üstadımın her ziyaretiyle memnun olur; belki kendisinin anımsamadığı bu jestin, bizlerin hayatında neler değiştirdiğini her gün hatırlarım.

FAHRİ ATCI

Şunlar da hoşunuza gidebilir

YAŞADIKLARIM YERE GÖĞE SIĞMAZ
DEĞERLİ GÜZEL İNSANLAR, İYİLİKLERİYLE HER DAiM VAR OLSUN!
Biz Sizin Değerinizi, Sizi Kaybettikten Sonra Anladık
HAYATIMDAKİ DÜZGÜN KİŞİLİK VE BÜYÜK ŞANS

Cevap bırakın