Ben Bir Fırıncıyım
Ben Bir Fırıncıyım
Ben bir fırıncıyım. Gaziantep’te Karagöz Caddesi’nde tırnaklı pide fırınım vardı. Bülent Özatay’la 2009 yılında kesişti yollarımız.
Fırınımın önüne bir sandık koymuştum. Zaman zaman fırından çıkan pidelerden birkaç kürek bu sandığa atıyordum. İçeride ben meşgulken, benim bile görmediğim zamanlarda, ihtiyaç sahipleri, gelerek sandığın içinden ihtiyaçları kadar alıyorlardı. Ben de sandıkta pide bittikçe bir yandan seviniyor. Bir yandan yeni pideler atıyordum sandığın içine
Bir gün Bülent Bey geldi içeriye. Benimle tanışmak istediğini söyleyip, benden yardım istedi. Sandık yapılan yere beraber gidip, birkaç tane de Bülent Bey için sandık yaptırdık, kapaklı, camekanlı, aynı benimki gibi.
Gaziantep’te tanıdığım birkaç mahalle tırnaklı pide fırıncısına, bir de yanlış hatırlamıyorsam Nizip’te tanıdığım bir fırına. Bülent Özatay fırıncılarla konuşup, önce bu sandıklara sürekli pide konulmasını istiyor, konulan pidelerin tutarını da haftadan haftaya kendisi karşılıyordu. Fırınların camlarına yazılar hazırlatıp, mahalle sakinlerine pide bağışı yapmalarını hatırlatıyordu. Çalışanlarıyla birlikte zaman zaman fırınlara giderek, çalışanlarının da bağış yapmasını teşvik ediyordu.
Benim başlayıp, Bülent Bey’le örnekleşen bu uygulamalar daha sonra şehrimizde yaygınlaştı.
2010 yılının başlarında benim işlerimde bazı şansızlıklar yaşadım, işlerim ters gitti ve iflas ettim. Çok zor durumdaydım. Cansuyuna ihtiyacım vardı. Bülent abimi aradım. 1.000 dolar borç istedim, o da getirip bana 1.500 TL verdi. Bu para o tarihte yaklaşık 1.000 dolar kadardı.
Çok sıkıntılı günler geçirdim o yıllarda. Borçlarımı ödeyemiyordum. Beni üzenler de oldu, üzmeyenler de. Üzmeyenlere, anlayış gösterenlere hep dua etim. Ama aylarca sıkıntıdan gözlerime uyku girmiyordu. Borçluydum ve ödeme gücüm yoktu. Allah bir daha o günleri göstermesin.
Bir gün adamın biri beni buldu ve arsamı almak istediğini söyledi. Böyle bir arsam olduğunu unutmuştum. Annemin yıllar önce zorla aldırdığı, kuş uçmaz kervan geçmez yerdeki arsa aklımdan silinmişti. Önce Allah’ın yardımı, sonra güzel anacığımın sayesinde tüm borçlarımı ödeyebileceğim gibi, kendime, anama, kardeşlerime birer küçük, mütevazi ev aldım. Her gün borçlarımı ödeyebildiğim için Allah’a şükürler ederim hala.
Tabii ki borçlarımdan biri de Bülent Özatay’a idi. 2019 yılında, tam on yıl sonra onu aradım. Verdiği borç parayı unutmuştu, hatırlamadığını söyleyip “muhtemelen o parayı kardeşlerinden bir olan bana destek için vermiş olabileceğini, bu nedenle unuttuğunu” söyledi.
Ben ısrar edince, borçlu kalmaktan rahatsız olacağımı düşünüp, parayı almayı kabul etti.
2019 Ocak ayının bir cumartesi, ofisine gittim. Sarıldık, iflas sonrası sıkıntılarımı ve arsa konusunu anlattım.
Sıkıntılarımdan kurtulduğuma çok sevindiğini söyleyip, sonrasında ne yaptı biliyor musunuz? Günün 1.000 dolar karşılığı getirdiğim 5.500 TL’nin sadece 1.500 TL’sini alıp, “Bunu için rahat etsin diye alıyorum. Ben sana 1.500 TL verdim. İnsan eğer mümkünse dostlarına, kardeşlerine verdiği borcu dövize altına bağlamaz “diyerek, geriye kalan 4.000 lirayı benden almadı.
Tamer KIZILTAŞ







