Son 21 Yılın Hikayesi
Merhaba, Ferah ben..
Sizlerle son 21 yıldaki hayatımı ve elimden tutup beni güzelleştiren, çok değerli, muhteşem bir insanı anlatarak paylaşmak istiyorum.
2001 yılıydı. Özel bir sigorta şirketinde çalışıyordum. Maliye teşkilatında çalışan bir tanıdığımın tavsiyesi üzerine tanışma fırsatı buldum bu isimle. Bülent beyden randevu aldım, gittim, tanıştım, anlattım, işimi tamamladım ve oradan ayrıldım. Ayrıldıktan sonra, bu kadar kaliteli, dolu, güzel insan var mıymış dedim kendi kendime. Çok şaşırmış, çok da sevinmiştim.
Bir süre sonra tekrar ziyaretine gittim. Beni çok değerli, çok özel bir insanmışım gibi karşıladı. Çok mutlu olmuştum, bu kadar değer verilmekten. Ne kadar ağır, ne kadar beyefendi biriydi. Bizim ata cümlelerimizle ”Başakları öyle doluydu ki,” mütevaziydi, hiçbir şekilde dik duruşu yoktu. İhtiyacı olmadığı halde bir poliçe aldı. Emek verdin dedi. Hayranlığım ve şaşkınlığım giderek artıyordu. Bir daha bırakmadım peşini.
Kendi yanlış seçimlerimizle yaşadıklarımız/yaşatıldıklarımız zor hale getiriyor hayatımızı. Adına kader… deyip geçtiğimiz, ama aslında bizim seçtiğimiz insanlar ve olaylarla…
Derken işi bıraktım. Sigortacılık çok zor, farklı yaklaşılan, bazen hor görülen, yorucu ve yıpratıcı bir işti. Sabit bir işte çalışmak istiyordum. Ne yapayım, nasıl yapayım derken, gittim kapısını tekrar çaldım. Sanırım, güvenle gidip kapısını çalabileceğimi düşündüğüm bir tek o vardı çevremde. Kapısını aynı güzellikte açtı ve beni Antep Organizesinde bir firmaya gönderdi. Firma beni sorgusuz kabul etti ve orada uzunca bir süre çalıştım.
Bu arada bazı özel nedenler ve hayatımda oluşan ciddi sıkıntılar nedeniyle ailemin yanına, Antep dışına gitmek zorunda kaldım. Beni bu süreçte de yalnız bırakmadı. Zaman zaman arayıp hatırımı sordu, sıkıntılarımı takip etti. Çünkü yaşantımdaki o özel problemlerimi, kimselerle paylaşamadıklarımı, onunla paylaşma cesaretim olmuştu. Ben ona çok güvenmiştim ve paylaşma ihtiyacım çok büyüktü. Bu güvenimde ne kadar haklı olduğumu, öncesinde ve sonrasında o kadar çok gördüm ve yaşadım ki. O güvenli alanımın varlığını hep hissettirdi bana. Adına herkes tarafından çok saygı duyulan bu muhteşem kişiyi, hiçbir çıkarı olmadan elini tutan bir insanı bulmak zordur. Hem de çok zor. Sanırım sizler de aynı düşüncesinizdir, duygularımız aynıdır eminim..
Kendimi toparlayıp, yaralarımı belli ölçülerde sardıktan sonra Gaziantep’e tekrar döndüm. Çünkü yaşamalıydım ve ayakta kalmalıydım. Bunun için de bir yerde çalışmalıydım. Çalışmak için, Gaziantep’in en iyi firması bildiğim Sanko’ya başvurdum. Beni sınava çağırdılar, sınavı geçtim. Bir de sanırım bir IQ testi yaptılar, o da tamamdı. Ancak beni sınava tabi tutan Sanko’nun şu anda da yöneticisi olan bir üst düzey yöneticinin, sanırım yaşımın çok genç olmaması nedeniyle beni almak istemediği hissine kapıldım. Sınav bitmişti ve benden son anda bir referans vermem istendi, beni sorabilecekleri. Bülent Özatay desem dedim.. Sen onu nerden tanıyorsun dedi şaşkınlıkla. Abim, arkadaşım, babam dedim,, her şeyim anlamında,, çok büyük bir özgüvenle. Ayağa kalktı. Ceketini ilikleme hareketiyle, “Hayırlı olsun” dedi. Bir ismin, bu kadar değer gördüğünü ve etkili olduğunu ilk ve son defa gördüm. Bir kez daha şaşkınlık içindeydim ve olan bitene inanamıyordum.
Çıktım dışarı. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Bense yaşadıklarımı aklımdan geçirirken, ıslandığımın bile farkına varmadım. Gözümden akan yaşlar daha fazlaydı çünkü. Çok mutluydum, çoook. Elimi tutan o güzel ele ettiğim duaları duymalıydınız. Allah’ım duymuştur ve duyar inşallah.
İşyerinde beni ziyarete geldiğinde, onu Genel Müdürümle tanıştırmaktan büyük onur duymuştum, sizi muhteşem bir insanla tanıştıracağım derken. Daha sonra, Genel Müdürüm bana teşekkür etmişti, tanıştırdığım için.
Bu arada evlendim. Nikah şahidim canım ağabeyim, canım babam, arkadaşım Bülent bey olunca çok daha değerli oldu O gün.
Yıllar süren tedaviler, tedaviler, tedaviler: derken ikizlerim oldu çok şükür. Beni hayata bağlayacak en kıymetlilerime ulaşmam ve çocuklarıma hayırlı olsun demek üzere evimize hediyeleriyle birlikte ziyarete gelerek beni çok, ama çok onurlandırmıştı. Kendilerine buradan tekrar tekrar yeniden teşekkür ediyorum. Güzel gönlünüzden geçen ne varsa, Allah’ım avucunuza koysun inşallah.
Maddi zorluklar içine düştüğüm pek çok zamanda, her ihtiyacım olduğunda da elini uzatmıştı bana. Sorun olduğunda, çözümü de oluyordu onun sayesinde. Ne zaman umutsuzluğa düşsem, omzunda ağlayıp teselli olduğum, yeniden güzel olacak her şey dediğim gücümdü O. Bu memlekette öyle güzel insanlar var ki demişti bir zamanlar, evvel Allah bir şey olmaz memleketimize de bizlere de. Güzel insanların çok olduğunu Bülent bey söylediğine göre; demek ki güzel insan çokmuş diye inanarak kullandım bu cümleleri gerekli ortamlarda.
Söyleyecek söz de çok, yazacak cümle de çok. Ben bana yaptığınız tüm yardımlar ve destekler için, ayakta durmamı sağladığınız için, eksik kaldığım yerde beni tamamladığınız için çok teşekkür ediyorum,, sayın Bülent Özatay. Canım ağabeyim, babam, arkadaşım; en büyük şansım.
Sizi çok, çok, çok seviyorum.
Saygılarımla.
FERAH







